YEHA | Yerel Haber Ajansı

Yerelden Dünyaya

DİN BARONLARI DİNDARLARDAN DAHA HIZLI ÖRGÜTLENİYOR DİN BARONLARI DİNDARLARDAN DAHA HIZLI ÖRGÜTLENİYOR
Bir kaşif grubu kimsenin bilmediği ıssız bir ada ve bu adada daha ateşi bile tanımamış, yiyeceklerini çiğ olarak, yiyen birbirine uzak kalmaya özen göstermiş... DİN BARONLARI DİNDARLARDAN DAHA HIZLI ÖRGÜTLENİYOR

Bir kaşif grubu kimsenin bilmediği ıssız bir ada ve bu adada daha ateşi bile tanımamış, yiyeceklerini çiğ olarak, yiyen birbirine uzak kalmaya özen göstermiş üç kabile keşfeder.

Kaşifler bu topluluklara medeniyetin ne olduğunu hissetmeleri/keşfetmeleri için meydanlarına üç adet kibrit kutusu bırakırlar ve bir müddet geri çekilirler.

Daha sonra bu kabilelerin kibriti ne yaptıklarını, kibritten nasıl yararlandıklarını anlamak için bu kabileleri uzaktan gözlemek isterler.

Birinci kabileye gittiklerinde kibriti bıraktıkları meydana ateş yakıldığını, insanların kabilenin etrafında dönerek dans veya ayin ettiklerini, yiyeceklerini ise hala çiğ olarak yediklerini görürler.

Kâşiflerden biri amaçlarının bu olmadığını, ateşin nasıl kullanılacağını öğretmek/anlatmak için kabilenin ateş yaktığı ve etrafında döndüğü meydana gider.

Ama daha meydana iner inmez müdahil olduğu için öldürülür.

Kaşifler daha sonra ikinci kabileye giderler. Görürler ki: Ortada bir adam ve bu adamın başının üstünde yüksekçe yerde bir yere kibrit kutusu. Ve bu adamın etrafındaki herkes o adama secde ediyor, o adamı kutsuyor. Kâşiflerden biri gördükleri duruma dayanamaz ve kibritin esas amacının ne olduğunu anlatmak için meydana gider. Daha meydana varmadan oklanarak öldürülür.

Kaşifler yaşadıkları bu acı duruma rağmen üçüncü kabileye gitmekten imtina etmezler. Üçüncü kabileye gittiklerinde her tarafın ateş, kül duman içinde olduğunu ve o kabileden kimsenin kalmadığını görürler.

* * **

Allah Ortadoğu denilen bölgeye insanlığa yardımcı olmak, birbirlerini daha iyi anlamak, birbirlerine yardımcı olmaları ve hayatlarını daha da kolaylaştırmaları için aralıklarla üç tane din göndermiş.

Üçü de hak.

Üçü de akıla hitap eden.

Ama insanlık kibritin gerçek amacının ne olduğunu anlayamaması gibi bu dinleri ya güçlü olana diğerlerini köle yapmak, ya da birbirlerini yok etmek için kullanmış.

Bu gün hak dinler için kutsal olan Kudüs yukarıdaki anlatılan kıssadaki ada gibidir.

Ateşler içinde kan gölüne çevrilmek istenmektedir.

Kutsal dinlerin ilk günlerinden günümüze kadar geldikleri süreçte yaşananlara baktığımızda Ortadoğu’nun bugün değil, dün de ateş çemberinde olduğunu görüyoruz.

İnen her dinin ardından dinin gerçek amacını anlatmaya çalışanlar ya katledilmiş, ya da ömürleri eziyetler içinde geçmiştir.

Hangi dinden olursanız olun, bugün dini ve insan/insanlık için önemini anlamadığınız sürece, yani kendinizi dinin gerçek amacının ne olduğu hakkında yetiştiremediğiniz sürece, dini başkalarından yani din baronlarının dini tahrif eden/gücü için kullanan yönlendirmelerine sürü olunduğu sürece ya dışlanacaksınız, ya öldürüleceksiniz ya da insan olarak din adına birbirinizi katletmeye çalışacaksınız.

Ortadoğu’daki dünden bugüne olan bütün husumetlere baktığımızda husumetleri/kini/zulümleri yapanlar dinler değil, din adına dini daha iyi bildiğini sanarak insanları birbirlerine kırdıranlardır.

Asırlardır her türlü teknolojiyi bulan, gelişen insan aklı dinlerin gerçek amacının öldürmek değil yaşatmak olduğunu bulana kadar insanı sürü yerine koyan din baronları ve gerçeği savunanların, gerçeği gösterenlerin katli hep olacaktır.

Dün din adına din dışılık böyleydi, bugün de böyle. Aklını bu kadar geliştiren bugünkü insanın geldiği son nokta asırlar önceki teknoloji yoksunu insanın aklından din baronları sayesinde bir adım öteye gidememişliğidir.

Maalesef din baronları dindarlardan daha hızlı örgütleniyor, aralarındaki sorunları dindarlardan daha çabuk çözüyorlar, daha çabuk bir araya geliyorlar.

Maalesef Mars’a bile giden insanoğlu bugün hala birbirine ulaşmakta zorluk çekmektedir.

Ve zorluğun en karlıları da dünyayı insana cehenneme çeviren din baronlarıdır (Günümüzde din devletleridir).

admin

No comments so far.

Be first to leave comment below.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir